Neleri Öğrenemedik (Haziran 2017)

Yıllardan beri elime geçen her türlü olanağı kullanarak doğru bilgileri hayvan sahiplerine anlatmaya çalışıyorum.  Gazete, dergi, TV, broşür, web sayfası, sosyal medya ve benzeri iletişim araçlarıyla yetiştiricilere ulaşmaya çalıştığım konularda ilerleme sağlayıp sağlayamadığımı şöyle bir gözden geçirdim.

Temiz havanın yem kadar önemli olduğunu, amonyak, metan gazı, karbondioksit gibi zarar verici gazların ortamdan uzaklaştırılması gerektiğini öğrenemedik. 

Kapalı ahırları tercih ediyoruz,  ama gerekli havalandırmayı yapmıyoruz.  Duvarsız barınakları ve perde sistemlerini benimsemedik.

Yol stresini, nakliye sonunda çıkabilecek akciğer enfeksiyonlarını, yol vurgunu veya nakliye humması hastalığını öğrenemedik.  Öğrenilen varsa, tamamen antibiyotik isimleridir.

Danaların, ineklerin, koskoca vücutlarıyla sığırların strese girebileceklerini öğrenemedik.  İneklerin konfor istediklerini, bolca süt ve yılda bir buzağı vermesini beklediğimiz ineklerin ihtiyaçlarını tam olarak kavrayamadık.

Tedavinin kaybedilmiş bir savaşı acaba tekrar kazanabilir miyim çabası olduğunu, kazancın sadece doğru yönetim ve koruyucu hekimlikle olacağını öğrenemedik.

Sağmal ineklerde altın değerinde olan yoncanın,  kuru dönemdeki ineklere verilmeyeceğini öğrenemedik.   Halbuki sağılmakta olan ile kuruda olanların ihtiyaçlarının farklı olabileceğini düşünsek doğru yolu bulabilirdik.

Zaten, kurudaki ineklerin sürüde en çok özen gösterilmesi gereken grup olduğunu da öğrenemedik.

Doğumu takip eden saatlerde ve günlerde ineklerin başına gelen dertlerin kuru dönem bakım ve beslemesiyle ilgisini öğrenemedik.

Doğru sağım tekniklerini, özellikle memenin sağıma hazırlanmasını öğrenemedik. Görüldüğü gibi "Mastitisten" kurtulamıyoruz.

Buzağı ölümlerinin kader olmadığını, buzağı kayıplarına son vermenin artık çok  kolay  olduğunu, veteriner hekimlik mesleğinin buzağı ölümlerine "dur" diyebilecek olanaklara sahip olduğunu öğrenemedik.  Buzağı, kuzu ve oğlak ölümleri önlenebilir, yeter ki veteriner hekimlerin önerilerine kulak verilsin.

Eski alışkanlıkları terk etme zorluğu birçok konuda yenilikleri öğrenme engeli oluşturmaktadır.   Aynı işleri aynı şekilde yaparak, farklı sonuç beklemeyelim.

Öğrenemeyince ne oluyor ?

Özet olarak;  zarar ediyoruz.  İşletmemizin sürdürülebilir olmasını sağlayamıyoruz.

Dünyada olup bitenlere, ileri ülkelerdeki deneyim ve çalışmalara duyarsız kalmamalıyız. Yapılmış, sonuç alınmış uygulamalara kulak tıkamadan, doğruları öğrenme yolunda ilerlemeliyiz.

İçinde bulunduğumuz 21 inci yüzyılın cahilleri okuma yazma bilmeyenler değil, yeniliklere kapalı olanlardır.