Irk Islahında Neredeyiz ? (Nisan 2016)

                                                                                                                                                                      01.04.2016            

Irk Islahında Neredeyiz ?

Sığırların ırk ıslahında Avrupa'dan, ABD'den ve Kanada'dan çok gerilerde olduğumuz ne yazık ki, yadsınamaz bir şekilde gerçektir.

Tarihsel süreçte bulunduğumuz yeri incelemek yararlı olacaktır.  Önce; Irk Islah Birliklerinin kuruluş tarihlerine göz atalım.

ABD Holstein Birliğinin kuruluş  tarihi 1885 yılıdır.  İngiltere Holstein Birliği 1909 yılında kurulmuştur.  Kanada Holstein Birliği 1884'de kurulan bir kooperatifin 1901'de kayıt tutma yetkisi almasıyla Holstein Birliği haline gelmiştir.

İsviçre Holstein  Birliği 1890 yılında, Avusturya Simmental-Fleckvieh Birliği 1894 de, ABD Aberdeen Angus Birliği 1883' de kurulmuş olup, Aberdeen Angus Birliğinin adı sonradan Angus Birliği olarak kısaltılmıştır.

ABD Jersey Birliği kayıt tutmaya 1868'de,  İngiltere (UK) Jersey Birliği 1878'de, İsviçre Holstein Birliği 1890'da kurulmuş, Almanya Holstein Birliği ise 1876'da kurulan bir Kooperatifin,  Birliğe dönüşmesi suretiyle kayıt tutmaya başlamış.

Fransa Limousin Birliğini 1886'da faaliyete geçirmiştir.

Avustralya  Holstein Birliğinin kuruluşu 1914 yılıdır.  AHA ( Amerikan Hereford Sığır Yetiştiricileri Birliği) 1881'de, İsviçre Brown Swiss Birliği 1897'de, Amerikan Hayvan Yetiştiricileri Birliği (NAAB) 1946'da, İtalyan Holstein Birliği (ANAFİ) 1945'de kurulmuş.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.  Bizim hala tereddütler içinde olduğumuz etçi sığır ırklarının ıslah birliklerini ABD ve Avrupa 120-130 yıl önce kurmuş.  ABD Holstein Birliğiyle,  bizim Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğini karşılaştırırsak aramızda 110 yıl bir fark olduğunu görürüz.  Yani 110 yıllık bir gecikme. 

İşte; bu 110 yıllık farkı kapatamıyoruz.  O yıllarda kara kaplı defterlere yazılan kayıtları bizim şimdi bilgisayarlarla tutma imkânımız olmasına rağmen bu açık kapanmıyor.  Modern çiftliklerin çoğunda hiçbir genetik plan yok.

Onlar kayıt tutar ve ırklarını ıslah ederken biz ne yapıyorduk ?

Biz o yıllarda ülkemizin düşmanlarıyla mücadele ediyorduk.  Yani,  can derdindeydik.   Mal düşünecek halimiz yoktu.

O günlere denk gelen tarihsel olaylara bakalım; ülkemizde neler oluyordu? 

Mısır ve Kıbrıs İngilizlere kaptırılmış, Doğu Rumeli Bulgaristan'a geçmiş, Yunanistan Teselya Bölgesini almış, Tunus'u Fransızlar işgal etmişti. 

Borçlar ödenmez hale geldiği için Düyunu Umumiye (Borçlar İdaresi) kurulmuştu.

Sığırları eti ve sütü için beslemekle birlikte, çoğunlukla erkekleri çeki hayvanı olarak kullanıyorduk.  O yüzden her ırkın en iri yapılı erkeklerini tercihen buruyor ve öküz yapıyorduk.   Tabii inekleri,  sürünün öküz olmaya layık görülmeyen,  cılız, küçük yapılı erkekleri döllüyordu.  Böylece yerli ırklarımız ıslah edilmek bir yana, geriye gittiler.  Boz ırkı, Yerli Kara' yı , Doğu Anadolu Kırmızısını,  Güney Doğu Anadolu Kırmızısını böylece ıslah edemedik, geriye götürdük.

Ülkemizde ilk ıslah yasası 904 sayılı Islahatı Hayvanat Kanunudur.  29.06.1926 tarihli 407 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış olan bu kanundan önce, 1892'de Islahı Hayvanat ve Umuru  Baytariye şubesinin kurulduğunu görüyoruz, ama, bu şube daha çok merinos koyunlarıyla ilgilenmiştir.  Çünkü askeriyenin üniformaları için kurulan yapağı fabrikasının buna ihtiyacı vardı. 

Yine o yıllarda sığır değil at önemliydi.  Veteriner Fakültesinin Kuruluşu da yine Askeriyenin at ihtiyacı için olup, kuran Godlewsky bir askeri veteriner hekimdi.  Yani sığır ıslahının sırası gelmemişti.

Dünya'da suni tohumlamada ikinci olduğumuzla övünürüz.  Sovyet Rusya'dan sonra ikinci olarak suni tohumlamaya başlamışız.  Genç Türkiye Cumhuriyeti, Sovyetler Birliğinde böyle bir uygulama olduğunu öğrenerek oraya yetiştirilmek üzere elemanlar göndermişti.  Tabii o yılların uygulaması donmuş spermayla yapılmıyordu.  Eğitilenler ülkeye döndüğünde bu konunun gelişmesi mümkün olamadan İkinci Dünya Savaşı çıktı.  Büyük bir boşluk yaşandı.  Yine can derdine düşmüş, malı düşünecek halimiz kalmamıştı.   Suni tohumlama kursu görenler askere alınmış, yıllarca askerlik yapmak zorunda kalmışlardı. 

Sonraki yıllarda donmuş sperma kullanımıyla devlet yetkisinde suni tohumlama çalışmaları yapıldı.  İlk kez 1985 yılında özel sektöre suni tohumlama yapma yetkisi verildi.  İlk özel sektöre ait Boğa İstasyonu ve Sperma Üretim Merkezi 1997 yılında kuruldu.

ABD, Kanada ve Avrupa ile aradaki farkı kapatamayacağımız kesin.  Halen damızlık tanımı bile açık bir şekilde yapılamamış.  Etçi ırklarla tanışmamız çok geç oldu.  O da uzaktan bir tanışıklık. 

Erkekleri besiye alınabilen sığır ırklarına da "Kombine Irk" diyoruz.  Geriye de Jersey kalıyor zaten.

Her şeye rağmen,  bir şeyler yapılabilir.  Damızlık tanımı yapılmalı, damızlıkçı işletmeler bu tanıma göre düzenlenmeli ve o yönde desteklenmelidir.  Üstün nitelikli genetik yapıya sahip, sağlık yönünden damızlıkçı olabilecek işletmelerin oluşması yönünde adım atılmalı, çok iyi kayıt tutulmalı, ülkenin ve çiftliklerin genetik planları olmalıdır.  Nerede olduğumuz ve nereye varmak istediğimiz belirlenmelidir.  Nerede olduğumuza gelince; ABD Holstein Birliğinin 24 Mart 2016 tarihli resmi beyanına göre; ortalama süt 305 günde 11.473 kg olup, bunun karşılığı olan miktar ülkemizde 3020'kg. dır. 

Damızlıkçı süt, et, protein ve yağ ırkı üreten işletmeler dışındaki süt üreten çiftlikler  "Ticari İşletme" olarak görülmeli, "Ticari Süt"  ve "Ticari Et" çiftlikleri ayrı kategoride ele alınmalıdır. 

Etçi ve Sütçü yönünden ihtisasa, branşlaşmaya önem verilmeli, mutlaka besiciye yönelik dana yetiştiren çiftliklerin kurulması özendirilmelidir. 

Hayvancılık politikaları  plan haline getirilmeli, bu plan kanun ile korunmalıdır.