Süt Sığırcılığı İşinde Ayakta Kalabilmek (Kasım 2015)

  

                                                                                                          27.11.2015

 

Şimdi buna "sürdürülebilirlik" diyorlar.  İngilizce ?den tercüme sürdürülebilirlik her zaman süt/yem paritesine bağlanan bir terim olarak kullanılıyor.

 Süt/yem paritesi 1/1.5 olduğunda, yani 1 Litre süt parasıyla 1,5 kg yem alınabildiğinde "sürdürülebilirlik"  pozitif oluyor. Paritenin 1/1.5 oranından daha yüksek olması, doğal olarak çok daha iyi.  Bugünlerde geçerli  süt fiyatlarına göre, 1 Litre süt 115 kuruş olduğundan,  kesif yem kg fiyatının 76 kuruş olması gerekir.  Tersinden bakarsak; kesif yemin kg fiyatı 90 kuruş olduğuna göre ise; süt fiyatının litre başına 135 kuruş olması uygundur.  Böyle olmadığı ortada.  Demek ki;  süt sığırcılığında sürdürülebilirlik tamamen süt/yem paritesi üzerinden hesaplanabilecek bir konu değildir.  Zaten, 1/1.5 oranı veya üzerindeki oranlar gerçekleşse, belki sürdürülebilirlik kavramı gündeme bile gelmez. Asıl konu süt /yem paritesinin bozulduğu, yem fiyatlarının çiğ süt fiyatlarına yaklaştığı dönemlerde çokça gündeme geliyor.  İşte,  böyle kriz dönemlerinde ayakta kalmayı beceren süt sığırcılığı işletmeleri gerçek anlamda işlerini doğru yapan işletmeler oluyorlar. 

Başarılı olabilmek, süt fiyatları ile yem fiyatlarının birbirine yaklaştığı günlerde bile o kötü günleri atlatabilmek için ayrıntılara dikkat etmek, önlenebilir problemleri önlemek şarttır.  Her işte geçerli  olan şudur; işini layıkıyla yapan kazanır.

Süt sığırcılığında işi layıkıyla yapanlar öncelikle kayıpları önleyenlerdir.  Kayıplar deyince aklımıza süt, buzağı ve döl kayıpları gelmektedir. 

İneğinden yüksek verim alan çiftlik sahipleri kötü günlerde bile ayakta kalabilirler. 

İneğini doğru besleyenler, kuru madde kavramını bilenler,  kızgınlıkları kaçırmayanlar, çalışanlarını iyi yönetenler, çiftliklerinde tasarruf yapmaya kalkmayıp, verim artışı yönünde hareket edenler, kuru dönemdeki inekleri şişmanlatmayanlar zor günleri atlatabilirler.

 

 

İneğin süt verimi yüksekse sütün maliyeti düşer.  Bu herkes tarafından bilinir.  Rakamlarla açıklarsak 30 Litre  süt veren bir Holstein ineğin sütü, 15 Litre süt verene göre %30,  25 Litre süt veren ineğin sütü %27, 20 Litre süt veren ineğin sütü %24,5 oranında daha ucuza mal olur.

Kuru madde yönünden doğru yemleme yapmıyorsak ineğimiz "aç" kalır.  Doğal olarak verdiğimiz toplam yemin enerji, protein,  vitaminler ve mineraller açısından yeterli olması gerekir.

Ancak; her şeyden önce "Kuru Madde" olarak yemin yeterli olmasını isteriz.  Örneğin; yüksek verimli, 600 kg canlı ağırlığında bir ineğin, laktasyonun ilk 100 gün içinde canlı ağırlığına oranla en az %4 kuru madde tüketmesi şarttır.  Kuru maddesini bilmediğimiz, ölçmediğimiz bir yem karışımı ile doğru besleme yapamayız. 

Eğer toplam yem karışımı %40 K.M içeriyorsa,  gerekli olan 24 kg Kuru Maddeyi 60 kg. yemden, %45 K.M içerirse 52,8 kg, %50 K.M içerirse 48 kg, %55 K.M içerirse 43.44 kg yemden sağlayabiliriz. K.M %60 olsa yem olarak 39,84 kg, %65 olsa, yem olarak 36,72 kg yeterli olacaktır.

En az ile en çok arasındaki rakam 23.280 kg dır.  Verdiğimiz yemin kuru maddesini bilmiyorsak yanılgımız çok büyük olur.

Buzağı ve döl kayıplarını önlemek işletmeyi ayakta tutmanın başlıca yoludur.  Yem ve süt üzerinden olaya bakarsak; bugünlerdeki fiyatlarla yeni doğmuş bir  buzağı parası karşılığında borsa fiyatları üzerinden 1.538 kg kuru yonca, 2.500 kg saman, 3.570 kg mısır silajı, 2.040 kg %21 proteinli süt yemi, 1.530 kg arpa, 1.351 kg mısır alınabilir.

 1buzağı kaybı en az 1 ton süt kaybı demektir.  Bu rakam aslında 1 ton sütten çok daha fazladır.  1 ton süt 20 litre süt veren ineğin 50 günlük, 25 litre süt veren ineğin 40 günlük, 30 litre süt veren ineğin 33 günlük, 35 litre süt veren ineğin 28 günlük, 40 litre süte veren ineğin 25 günlük sütüdür.

Buzağıları doğum esnasındaki problemlerden, doğumdan hemen sonra septisemi, enterotoksemi ve ishalden, genellikle sütten kesme döneminin stresi ile zatürreden (öksürük, solunum yolu enfeksiyonları) kaybediyoruz.

Ek olarak döl tutmama, yavru atma gibi problemleri de göz önüne alırsak büyük kayıplarla karşı karşıya olduğumuzu anlarız.

İnekler bize değil, buzağılara süt verirler.  Biz ineği eksik bile beslesek, ilk etapta inek yavrusuna verebileceği enerji, protein, vitamin ve mineralleri eksiksiz olarak sütüne geçirir.  Ama besleme yetersiz ise bir süre sonra zayıflar.  Önce süt verimi düşmese bile, daha sonra süt verimi ile birlikte döl verimi de düşer.  İnek döl tutmaz.

Görüldüğü gibi her şey süt/yem  paritesine bağlı değildir.  İlk bakışta öyle görünse bile kârlılık veya zor günlere direnebilmek  için kayıpları önlemek ve yukarıda sözü edilen ayrıntılara dikkat etmek başlıca koşullardır.